Avusturya Konjonktür Dalgaları ve Kriz Teorisi

3 Mayıs, 2013
Yayınlayan: Baykal

A. Gülçin İmreboom-bust

“Kriz” diye adlandırılan dšönemlerde, piyasalarda olumlu bir hareketlilik izlenirken, üretim ve ticaret gayet iyi bir düŸzeyde giderken, işadamları rahatlıkla k‰ar hedeflerine ulaşırken, aniden ve hazırlıksız olarak, ekonomik durumun değiştiği göšrülüŸr. ǂok sayıda şirket zarar eder, yatırım kararlarında ciddi hatalar yaptıkları ortaya çıkar. Birçok girişimciyi aynı anda hata yapacak şekilde yanıltan nedir? Konjonktür Dalgaları Teorisi en başta, bu soruya yanıt arar.

Avusturya Okulu’na göšre, işadamları gelecek konusunda tahminde bulunarak fırsatları değerlendirir ve k‰ar elde ederler. Girişimciler sistemin “falcısı” konumundadır. ܆retim zincirinin daha ileri aşamalarındaki başka girişimcilere veya tŸüketicilere mallarını satıp k‰ar etmeyi hedefleyerek, bugŸünüŸn koşullarında masrafları karşılamak yoluyla, yatırımda bulunurlar. TŸüketici veya Ÿüretici taleplerini başarılı tahmin edenler k‰ar eder, hatalı tahminde bulunanlar zarar eder. Piyasa, becerikli, ileri gšörŸüşlüŸ girişimciler için bir çeşit talim alanıdır. Kabiliyetsiz işadamları ise piyasadan elenip silinir. Normal koşullarda, bazı girişimciler başarılı, bazıları ise başarısızdır.

Krizlerde sermaye-malları endŸüstrileri -hammadde, inşaat ve diğer fabrikalar için ekipman Ÿüretenler- daha fazla etkilenir. Ayrıca krizden šönceki tepe (Boom) dšöneminde, genellikle ekonomideki para miktarında artış gšörŸülŸür.

Kriz sırasında gšörülen “başarısızlık küŸmelenmesi”, nasıl açıklanabilir?

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Kapitalist Üretim ve Kamu Malı Problemi

20 Nisan, 2013
Yayınlayan: Baykal

Hans-Hermann Hoppe  ”A Theory of Socialism and Capitalism

Part 10: Capitalist Production and the Problem of Public Good

Sosyalizmi hem ekonomik hem de ahlaki cephelerden yıkmaya çalıştık. Onu sadece sosyo-psikolojik önemi olan bir hadiseye, yani, varolması için ne iyi bir ekonomik ne de iyi bir ahlaki sebebi olmayan bir hadiseye indirgedikten sonra, kökleri, saldırganlık ve divide et impera politikasının genel görüş üzerindeki yozlaştırıcı etkisi bazında açıklanmıştı. Son bölümde, sosyalizmin ekonomik açıdan üstün rakibi olan kapitalist sosyal düzenin uygulanmaya her zaman hazır bir şekilde nasıl işleyeceğini yapıcı olarak açıklama işine girişerek, sosyalizme son darbeyi vurmak amacıyla yine ekonomiye dönülmüştü. Tüketici değerlendirmeleri açısından kapitalizmin, üretim faktörlerinin tahsisatı, üretilen mamülün kalitesi ve sermayenin ihtiva ettiği değerlerin zaman içerisinde korunması ile alakaklı olarak daha üstün olduğu gösterilmişti. Güya saf piyasa sistemi ile bağlantılı olan sözde tekel probelminin aslında özel bir problem teşkil etmediği kanıtlanmıştı. Bilakis, kapitalizmin normalde daha verimli işlemesi hakkına söylenen herşey, tüketicilerin gönüllü alımları ya da alımlardan gönüllü olarak imtina etmeleri kontrolüne maruz kaldıkları sürece, aynı zamanda tekeleci üreticiler için de geçerlidir.

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Zenginlik, zenginliği dağıtmakla oluşmaz

19 Nisan, 2013
Yayınlayan: Baykal

Burak Durgut

carnival-8E1F-8580-A163

İnsanlar ve dolayısıyla da insanların yaşadığı, birbirleriyle etkileşim içinde oldukları hiç bir alan mükemmel değildir, olmamıştır ve öyle görünüyor ki olmayacaktır da… Bu mükemmel olmayan dünya düzeni içinde yaşayan bütün ulusların büyük sorunlarından bir tanesi de fakirlik sorunudur. Fakirlik çok çeşitli şekillerde anlamlandırılabilecek, fazla elle tutulur olmayan bir kavramdır ve Bill Gates için manası, Türkiye’de açlık sınırı altında yaşayan biriyle aynı olmayabilir. Ancak, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde fakirlik “yoksulluk, verimsizlik, kısırlık, yetersizlik” olarak tanımlanır, bu tanım da bize kavramla alakalı genel bir izlenim sağlayabilir. Yani fakirlikle anlatılmak istenen asıl durum; “verimsizlik, yetersizlik” durumudur. Peki bu sorunu nasıl aşabiliriz? Tamamen aşmak mümkün değilse bile “fakirliği” nasıl azaltabiliriz?

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Devrim böyle bir şey işte!

9 Nisan, 2013
Yayınlayan: Baykal

İsveçli gazeteci yazar Henrik Brandao Jönsson (1) 2002 yılından beri Brezilya’da yaşamakta ve zaman zaman İsveç basınında Latin Amerika ile ilgili yazıları çıkmakta. Geçen gün Venezuela ile ilgili bir yazısına denk geldim. Benim ilgimi çekti, sizin de çekebilir.

Konu gündemden düştü belki ama eğer Chavez ve Venezuela özelinde değil de onun yerine rahat koltuklarında, üniversitelerindeki akademisyen odalarında, öğrenci sohbetlerinde, dünyadan ve ekonominin temel kurallarından bihaber olup, popülist şarlatanlara “işçinin ve emeğin dostu, sosyalizmin umudu” gibi buram buram küflü romantizm kokan güzellemeler yakıştıranlara bir mesaj olması açısından faydası olabilir diye paylaşmak istedim.

Çevirmenlikle hiç alakam yok, elimden geldiğince yaptım. Google translate ile bakmak isteyenler için yazının orjinalininin (2) bağlantısını bu paylaşımın sonuna ekliyorum.

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Kapitalizmin Etik Olarak Haklı Çıkarılması ve Sosyalizmin Ahlaki Olarak Savunulamamasının Nedeni

2 Nisan, 2013
Yayınlayan: Baykal

Hans-Hermann Hoppe  ”A Theory of Socialism and Capitalism

Part 7: The Ethical Justification of Capitalism and Why Socialism is Morally Indefensible

Son dört bölüm, kapitalizmi karakterize eden “doğal mülkiyet teorisine” (ilk kullanan ilk maliktir kuralı) tümüyle dayanmayan bir sosyal sistem olan sosyalizmin, servet üretimi ve ortalama yaşam standardı bakımından mecburen daha düşük mevkili bir sistem olması zorunluluğu ve bunun hakikatte de doğru olduğu tezine dair ampirik deliller ve sistematik sebepler sunmuştur. Bu, ekonomik servet ve yaşam standartlarının, bir toplumu yargılamadaki en önemli kriter olduğuna inanan bir kişiyi tatmin edebilir – ve hiç şüphe yoktur ki pekçokları için, kişinin hayat standardı azami öneme sahip bir meseledir – ve bütün bunlardan dolayı yukarda belirtilen ekonomik sebeplerin hepsinin kesinlikle akılda tutulması gereklidir. Oysa ekonomik servete fazla önem vermeyen ve başka değerleri daha da yüksekte mertebelendiren insanlar da vardır – bunun sosyalizm açısından bir şans olduğu söylenebilir, çünkü bu sayede insanlığa daha çok refah getirmeye muktedir olma asli iddiasını sessizce unutabilir ve bunun yerine tamamen farklı fakat daha da ilham verici olan, sosyalizm her ne kadar refaha götüren anahtar olmasa da, adalet, hakkaniyet ve ahlak (tüm terimler burada eşanlamlı olarak kullanılmıştır) anlamına gelir, iddiasına başvurabilir. Adalet elde etmek için verimlilikten vazgeçilmesi, “daha fazla adalet” için “daha az servetin” takas edilmesinin haklı çıkarılabildiğini iddia edebilir , zira adalet ve hakkaniyet, ekonomik servetten, esas olarak çok daha değerlidir.

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Sosyal Mühendislik Sosyalizmi ve Ekonomik Analizin Temelleri

6 Mart, 2013
Yayınlayan: Baykal

Hans-Hermann Hoppe 

A Theory of Socialism and Capitalism

Part 6: The Socialism of Social Engineering and the Foundations of Economic Analysis

Önceki bölümlerde sunulan teorik argümanların ışığında, sosyalizmin ekonomik açıdan haklı çıkarılacak tarafı olmadığı görülmektedir. Sosyalizm, insanlara kapitalizmden daha çok ekonomik zenginlik getireceği sözünü vermiştir, ve popülaritesi de büyük oranda bu söze dayalıdır. Ancak öne sürülen argümanlar, bunun tersinin doğru olduğunu ıspatlamıştır. Millileştirilen veya sosyalize edilen üretim araçları ile karakterize edilen Rus tipi sosyalizmin, üretim faktörleri için fiyatlar mevcut olmadığı (üretim araçlarının alınıp satılmasına müsade edilmediği için) ve dolayısıyla maliyet muhasebesi (ki bu, kıt kaynakların alternatif kullanımlarıyla birlikte en fazla değer üreten üretim hatlarına yönlendirilmesini sağlayan bir araçtır) yapılamayacağından dolayı , illa ki ekonomik israfı gerektirdiğini göstermiştik. Sosyal demokrat ve muhafazakarlık tipi sosyalizmle de alakalı olarak her durumda, her ikisinin de üretim maliyetlerinin artışını ve benzer bir şekilde, alternatiflerinin, yani, üretmemek veya kara borsa üretiminin maliyetlerindeki düşüşü ima ettiği ve bu şekilde servet üretiminde nisbi düşüşe neden olduğunu, zira her iki sosyalizm türü de üretici ve mukaveleye taraf olmayanları, mal, ürün ve hizmetleri üreten ve taahhüt edenlere tercih eden bir teşvik yapısı tesis ederler.

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Ulusal Borcu İnkar Etmek

12 Şubat, 2013
Yayınlayan: Baykal

[Robert Wenzel’in 30 günlük okuma listesinin (30-day reading list)16.Gününe tekabül eden bu makale bilgili bir liberteryen olmaya yönlendirecek olup, Chronicles Haziran 1992 sayısında yayınlanmıştır. (s. 49-52)]

1981 baharında, Temsilciler Meclisi’ndeki muhafazakar Cumhuriyetçiler üzüldüler. Üzüldüler, çünkü; ilk başladığı dönemler, Reagan Devrimi’nin, dengeli bir bütçenin yanısıra vergilerde ve devlet harcamalarında ciddi kesintiler getirmesi gerekiyordu. Beyaz Saray ve kendi liderleri, Cumhuriyetçilerin federal kamu borcuyla ilgili yasal limitin yükseltilmesi lehinde oy vermelerini istediler, ki bu yasal tavan daha sonra 1 trilyon dolar olarak kazınacaktı. Üzüldüler çünkü, tüm yaşamları boyunca kamu borcundaki artış aleyhine oy vermişlerdi ve şimdi kendi partileri ve kendi hareketleri tarafından yaşam boyu ilkelerini ihlal etmeleri isteniyordu.  Dengeli bir bütçe meydana getirmek ve borçlanmayı azaltmak için borç limitindeki son bir artışla Başkan Reagan’a bir şans vermek gerekiyordu. Beyaz Saray ve liderleri, bu ilke ihlalinin son olacağına dair güvence verdiler ve birçok Cumhuriyetçi, gözyaşları içinde başkanlarına çok güvendiklerini ve onun çöküşüne izin vermemek için bu hayati adımı attıklarını açıkladı.

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Muhafazakarlık Sosyalizmi

7 Şubat, 2013
Yayınlayan: Baykal

Hans-Hermann Hoppe  ”A Theory of Socialism and Capitalism

Part 5: The Socialism of Conservatism

Bundan önceki iki bölümde, temel olarak aynı ideolojik kaynaktan türetilen, en çok bilinen ve sahip oldukları anlamla özdeşleşen sosyalizm tipleri tartışılmıştı: en bariz şekliyle doğu bloğundaki komünist ülkeler tarafından temsil edilen Rus-tipi sosyalizm; ve en tipik temsilcilerinin Batı Avrupa’daki sosyalist ve sosyal demokrat partilerde ve daha küçük ölçüde de Birleşik Devletler’deki “liberaller” de bulunan, sosyal demokrat tipi sosyalizm. Politika planlarının altında yatan mülkiyet kuralları analiz edilmiş ve Rus veya sosyal demokrat tipi sosyalizmin mülkiyet prensiplerinin, farklı derecelerde uygulanabileceği fikri ortaya atılmıştır: tüm üretim araçları ya da bunlardan bazıları sosyalize edilebilir ve gelirin neredeyse tamamıyla her türlü gelir tipi vergilendirilip yeniden dağıtılabilir veya bu birkaç gelir tipinin sadece küçük bir bölümüne uygulunabilir. Fakat, teorik yöntemlerle, ve daha az inandırıcı olan bazı tanımlayıcı ampirik kanıtlarla gösterildiği üzere, bir şekilde bu prensiplere bağlı kalındığı ve üretici olmayanlara (kullanıcı olmayanlar) ve mukaveleye taraf olmayanlara ait mülkiyet hakları kavramından tamamen vazgeçilmediği sürece, nisbi fakirleşme mutlaka meydana gelecektir.

Yazının devamı »

1 yorum »

Silahsız ve Tamamen Bağımlı

2 Ocak, 2013
Yayınlayan: Baykal

David Gordon

Profesör Joyce Lee Malcolm’ın bilimsel çalışması, silah kontrolü hakkındaki görüşlerimi değiştirdi. Kitabı okumaya başlamadan önce, kontrolü şu şekilde görmek eğilimindeydim: Bireysel haklarla ilgili soruları bir kenara bırakırsak, insanların silah sahibi olmasını destekleyen net bir argüman vardır. Suçlular, kurbanlarının silahlı olabileceğini bilirse, saldırma ihtimalleri daha az olasıdır: silah, şiddet suçlarını caydırır. Modern devlet bu temel gerçeği kabul etmeyi reddeder. Insanlarda silah olursa, bu onlara devlete direnebilmelerini sağlar ve hiçbir koşulda bu izin verilmez. Devletin güvenliğini sağlama ihtiyacı, suçu durdurma arzusuna karşı ağır basar.

Malcolm’un kitabı bana radikal bir şekilde silah kontrolü tehlikesini hafife aldığımı gösterdi. Konu hakkındaki ayrıntılı çalışması İngiliz mevzuatının silahsızlandırma taraftarlarının gerçek amacını göstermektedir. Onlar silahlı savunma hakkını tamamen ortadan kaldırmak istemektedir. Daha önce düşündüğüm gibi tek nokta sadece devlete silahlı direnişi engellemek değil, buna ek olarak, herkesin korunması için devlete topyekün bir bağımlılık yaratmaktır .

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »

Liberal Ekonomi ve Mülkiyet

2 Ocak, 2013
Yayınlayan: Baykal

Ludwig von Mises

  • Ekonominin organizasyonu

İşbölümü açısından bakacak olursak toplumdaki bireylerin arasındaki işbirliğini sağlayan 5 farklı ekonomik sistemden bahsetmek mümkündür.

(1) Üretim faktörleri üzerindeki özel mülkiyettir ki bunun gelişmiş formuna kapitalizm diyoruz,

(2) Özel mülkiyete bağlı üretim faktörlerine periyodik olarak el konulup tekrar dağıtılmasıyla oluşan sistem,

(3) Sendikalizm sistemi,

(4) Üretim faktörleri üzerindeki kamu mülkiyetine bağlı sistemdir ki buna komünizm veya sosyalizm diyoruz,

(5) ve son olarak interventionism yani müdahalecilik sistemi.

Üretim faktörleri üzerindeki özel mülkiyetin tarihi, insanoğlunun yabani koşullardan gelerek modern uygarlığın en yüksek zirvelerine çıktığı zamana rastlar. Özel mülkiyet karşıtları, tarih-öncesi dönemde ekilir toprakların bir kısmının periyodik dağıtıma tabi olduğunu öne sürüp, bu dönemdeki insan toplumlarında özel mülkiyetin olmadığını kanıtlamak için büyük çaba sarf etmektedirler. Bu bakış açısından özel mülkiyet sadece bir “tarihi kategori” olmakla birlikte, mülkiyetin tekrardan sorunsuzca tekrar dağıtılabileceği sonucuna ulaşmak isterler. Bu düşünme şeklindeki mantıksal yanılgı daha fazla tartışmayı gerektirmeyecek kadar göze batıcıdır. Tam yerleşmemiş bir özel mülkiyetin olmadığı ilkel bir toplumda böylesi bir işbirliğinin oluşmuş olması, medeniyetin en üst tabakalarında da özel mülkiyetsiz bir yaşamın mümkün olabileceği hakkında en ufak bir kanıt bile oluşturamaz. Eğer tarih bu soru hakkında bir soruya yanıt verebilecek olsa, o da “tarihin herhangi bir yerinde herhangi bir insanın, özel mülkiyetin olmadığı bir ortamda, hayvandan ayrımı güç bir yabanilik ve içler acısı bir fakirliğin ötesinde bir refaha ulaşabilme imkanına sahip olup olmadığı ” olacaktır.

Yazının devamı »

Yorum yazılmamış »